Dostoyevski Hayatı, Sözleri ve Eserleri

06.05.2017
• Kimdir • Edebiyat • Tarih

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Meşhur Rus yazar. Dostoyevski babasından nefret ederdi. Çünkü babası doktor olup iyi eğitimli bir insan olmasına rağmen çok içki içen bir ayyaş, kaba ve cimri bir adamdı. Dostoyevski, Moskova' da doğmuştur. Çocukluğunda annesi hastalıklar içerindeydi. Dostoyevski hayatı boyunca hem maddi hem manevi sıkıntı çekmiştir.

19 yy' da Rusya hangi tarafa yöneleceğini bilemiyordu: Doğuya mı, Batıya mı? Her yer karmaşık, her şey sallantıdaydı. Çarlık, kendisini birdenbire komünist bir anarşi ile karşı karşıya bulmuş ve eskilerin o derin inancı adeta saldırgan ateizm şeklini almıştı. Her yer düzensizdi, her şey değerini kaybetmişti. Bu insanların birçoğu Allah inancını kaybetmişti.

Dostoyevski bu sorunlarla düşüncülere dalar ve kendi kendine sürekli Tanrının mevcudiyetini sorgulardı. Dostoyevski’ nin hayatın en önemli problemi olarak gördüğü Allah ve ebediyet problemini tüm kahramanlarında işlemiştir. Eserlerinde tam bir Allah inancına sahip olduğu dikkate çarpar.

Dostoyevski, annesinin ölümünden sonra Petersburg' ta bulunan Mühendis Okulu' na gitti. Bu okulda okurken babası vefat etti. Mühendislik Okulunu bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğünde işe başladı. Bir yıl kadar çalıştıktan sonra istifa etti.

Aşırı duygusal, gururlu ve öfkeli idi. Yalnızlık ve yoksulluk içinde bir hayat sürdü. İçinde yaşadığı bu şartlar, onu tereddüt ve ıstıraplar içinde yoğurdu.

1846 yılında yazdığı ilk romanı olan İnsancıklar ile kazandığı başarıya rağmen, yoksulluktan kurtulamadı. Umudu kırılmış ve siyasetle uğraşmaya başlamıştır. İlerici aydınlarla ilişki kurdu. 1849 yılında devletin aleyhinde bir komploya karıştığı iddiası ile Çarlık polisince tutuklandı ve ölüme mahkûm edildi.10 ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken, son dakikada tutuklu bulunan diğer sekiz arkadaşı ile bağışlanarak Sibirya' ya Omsk Cezaevine kürek cezasına gönderildi ( 1849 - 1859 ) . Bütün bunlar Dostoyevski için tam bir dönüm noktası olmuştur.

Dostoyevski’yi Sibirya hapsinde İslamiyet ten ve Kur’an dan haberdar Tatar Müslüman olan Ali ile tanıştır. Ali, onun ranza arkadaşıydı. Bu beraberlik Dostoyevski ye öyle tesir etti ki, hapisten abisine gönderdiği mektubunda, İncil den başka kitabın giremediği hapishaneye kendisi için Kur' an göndermesini istemiş ve "Geleceğim Bunlara Bağlı" şeklinde ifade etmişti.

Ali, Dostoyevski ye öyle etkilemiştir ki, Ölüler Evinden Hatıraların Petroviç’ ten de canlı tek kahramanı Ali’dir. Ali’nin hali ve tavrı, dinsizliğe kesinlikle tahammülsüz ve iyi bir Hıristiyan olan Dostoyevski ye, şu satırları yazdırmıştır:

"Bu delikanlının hapishanede bozulması gerektiği yerde, bu kadar saygılı, bu kadar açık yürekli, bu kadar sevimli ve iyi kalabildiğini görünce, insanın elinde olmadan içi burkuluyordu. Zaten, gözle görülecek kadar uysal yaradılışlı olmasına rağmen, sağlam bir karakter sahibiydi, bunu daha sonra anladım. Bir genç kız kadar utangaçtı; her türlü aşağılık, sinsi, tiksindirici veya haksız davranış o güzel gözlerinde hiddet kıvılcımları saçtırıyordu. Fakat kolay kolay ezilecek, kuru gürültüye pabuç bırakacak bir adam olmamasına rağmen, kavga ve küfürden kaçardı. Bana son derece akıllı, alçak gönüllü ve ince, ama aynı zamanda mantığı güçlü ve yerinde biri olarak göründü. Kısacası, onu fevkalade bir insan olarak tanıdım ve onunla karşılaşmamı daima hayatımın en iyi tesadüflerinden biri olarak hatırlarım".

Burada 4 yıl kürek cezası ve hapis cezası çekti. 4 yıl sonra er rütbesi ile hizmete alındı, başarı göstererek subay rütbesine kadar yükseldi. 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg' a döndü. Dönüşünde, hep hastaydı. Alacaklılardan kurtulmak için yurtdışına kaçtı. Gece gündüz çalışarak, Ezilenler ( 1861 ) ve Ölüler Evinden Anılar ( 1862 ) gibi en büyük başeserlerini işte o zaman yazdı. Kardeşiyle birlikte iki farklı dergi çıkardı. Rusya' ya geri dönüşünde nihayet başarıya ulaşmıştı. 1862' de hayalini kurduğu Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Daha sonra sara hastalığı yüzünden maddi açıdan sıkıntıya düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar ( 1864 ) , Suç ve Ceza ( 1866 ) , Kumarbaz ( 1866 ) , Budala ( 1868 ) , Ebedi Koca ( 1870 ) ve Ecinniler ( 1872 ) gibi eserlerini yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Ne zaman sıkıntıya girse kendisini yazmaya verir ve çok başarılı eserler ortaya çıkarırdı. Ancak bütün yazdığı eserler uzun yoğurmalar sonucu kendisinden adeta dökülürdü.

Kızının ölümü onda büyük üzüntü meydana getirdi. Yaşadığı sarsıntı ile Delikanlı ( 1875 ) , Bir Yazarın Günlüğü ( 1876 ) ve Karamazov Kardeşler ( 1879 ) adlı eserlerini yazdı. Karamazov Kardeşleri yazması 3 yılını aldı.

Son romanı Karamazof Kardeşler i yazdığı sıralarda, kendi ifadesiyle, düşünüp duyduklarının sadece yirmide birini yazmış durumdaydı ve kalan yirmide on dokuzu, ölümüyle birlikte sır olup gitti.

Daha sonra Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 28 Ocak 1881 tarihinde vefat etti.

Stefan Zweig, Dostoyevski'yi onu hiçbir zaman erişmeksizin, ebediyen Allah a ulaşmaya çalışan bir insan olarak tarif eder. Ve der ki: Dostoyevski, inanmayı telkin eden büyük bir vaiz değil midir? Allah a doğru yükselen sevinç dolu bir övgü yok mudur bütün eserlerinde? Politika ve edebiyat alanındaki yazıları, Allah’ın varlığı mecburiyetini kesin olarak ortaya koymuyor mu?

Dostoyevski’nin Başlıca Eserleri

  1. Budala
  2. Delikanlı
  3. Ebedi Koca
  4. Ecinniler
  5. Karamazov Kardeşler
  6. Kumarbaz
  7. Ölüler Evinden Anılar
  8. Suç ve Ceza
  9. Yeraltından Notlar
  10. Öteki
  11. Beyaz Geceler
  12. Amcanın Rüyası
  13. Netoçka Nezvanova
  14. Başkasının Karısı


Dostoyevski’nin Sözleri:

”Düştüğünde yanında olan değil, kalkman için el uzatan dosttur. Unutma, kötü günde katkısı olmayanın iyi günde hissesi yoktur.”

”Aslında insanı en çok acıtan şey; hayal kırıkları değil. Yaşanması mümkünken, yaşayamadığı mutluluklardır.”

”Herkesin yanlış yaptığı şeyi sen doğru yaparsan; Herkesin yaptığı doğru, senin yaptığın yanlış olur.”

”Başkaları için kendinizi unutursanız, o zaman sizi daima hatırlayacaklardır.”

”Evlenme boşanma işi sırf kadınların elinde olsaydı, bir tek nikah sağlam kalmazdı.”

”Sevgi ile kin kalpte uzun süre barınamaz.”

”Tok olan açın halinden anlamaz derler; ama bazen, aç olan da açın halinden anlamıyor…!”

”Kalp bir kez kırıldı mı, Hiç kimseye aldırmaz ve hiçbir şeyi umursamaz. Belki mutluluğun sonu, ama huzurun başlangıcıdır bu.”

”Tanrı olmasaydı her şey mûbah olurdu.”

”Bil ki, ‘mutlu son’ diye bir şey yoktur. Çünkü, bir şeyde ‘son’ varsa orada mutluluk yoktur!”

”Mutlu olmanın iki yolu var: Ya isteklerinizi azaltacaksınız ya da imkanlarınızı zorlayacaksınız.”

”Bu dünyadaki en zor şey, kendi kendine sadık kalmaktır.”

”İnsanoğlu çok derin bir varlıktır. Ben tanrı olsaydım bu kadar derin yaratmazdım.”

”Rus’u kazıyın, altından kesinlikle Kazak çıkar.”